31 Aralık 2010 Cuma


Yeni yıla dair kafamda bir sürü düşünce... Aslında bugün ve gece beni bıraksınlar istiyorum kendi halime. Düşünmeye çok ihtiyacım var...Düşünmeliyim,planlar yapmalıyım,hayaller kurmalı ve o hayalleri nasıl gerçekleştirebileceğimi tasarlamalı,kendime bir yol haritası çizmeli(bir değil bir sürü yol haritası aslında),uyumalı,dinlenmeli,biraz daha daha daha düşünmeli ve hayal kurmalıyım yine... Çok ihtiyacım var buna... Madem önüne geçemiyorum geçen zamanın, o zaman mümkün olduğunca ben ayak uydurmalıyım zamana... Neler neler yapmalıyım:
* Öncelikle en az bi 10 kilo vermeliyim,yeni yılda daha fit olmalıyım.
*Yeni eğitim yılına hazırlanan tasarıdaki "üniversite mezunlarına sınavsız ikinci üniversite" imkanından yararlanıp hedefim olan bölüme girip yeniden öğrenciliğe başlamalıyım.
*Elimden geldiğince çok ihtiyaç sahibi çocuğu ve yaşlıyı sevindirmeliyim.
*Dans kursuna kaldığımız yerden devam etmeliyim ve profesyonelleşmeliyim(tabii eşim de isterse)
*Yurtdışında öncelikle görmek ve yaşamak istediğim Yeni Zelanda'ya bi ayak basmalıyım en azından.
*Evimizin eksiklerini ve dekore edilecek yerlerini tamamlamalıyım.
*Yeni arkadaşlar edinmeliyim.
*Oğlumu hayata hazırlamaya tam gaz devam etmeliyim.
"Arkadaşlarıma çeşitli sürprizler hazırlamalı,hem onları mutlu etmeli,hem de kendim mutlu olmalıyım.
*Mümkünse ilkokul öğretmenimi ziyaret etmeliyim.
*Bol su içmeliyim (hiç sevmiyorum su içmeyi)
*Bol bol kitap okumalıyım,
*İstanbul'da keşfedemediğimiz yerleri de biran önce keşfetmeli ve şehir dışından gelecek arkadaşlarımı keyifle gezdirmeliyim.
*Ankara'ya gitmeli,Ayça'nın yeni evini görmeli, çoooook uzun sohbet etmeli, Nilay'ın yeni doğan oğluşunu koklamalı,müsait olursa Filiz hn. ile biraraya gelebilmeli,Ankara Çankaya-Oran şehri-Dikmen sırtlarıyla özlem gidermeli,Kızılay'da turlamalı,Gölbaşında piknik yapmalı,Tunalıhilmi'de yürümeliyim.Uzun süredir görüşemediğim arkadaşlarıma sürpriz yapmalıyım. 
*.........
Daha da uzayacağa benziyor bu liste. Başka fikri olan varsa yorumlar bölümünde bi zahmet hatırlatmanızı veya öneride bulunmanızı bekliyorum...

NOT:Hesabı kitabı bitirebilirsem eğer,bizimkilerle biraz da eğleneceğim herhalde,hep plan hep plan nereye kadar di mi:))))

Yeni yıl yeni yıl yeni yıl yeni yıl sizlere kutlu olsun,
Yeni yıl yeni yıl yeni yıl yeni yıl bizlere kutlu olsun..........



29 Aralık 2010 Çarşamba

Sabah bizi Kayra uyandırdı,yoksa işe geç kalacaktık.Kahvaltı yapmaya vakit yoktu, apar topar Kayra'nın eşyalarını ve kahvaltısını hazırlayıp anneannesine teslim ettik ve koştura koştura işe geldik.Yoldan börek aldık kahvaltı yerine geçsin diye.Hiç sevmediğim şey ayaküstü atıştırıp kahvaltı niyetine bişeyler yemek. İş günü de olsa, "ev günü" :) de olsa o kahvaltı sofrasına oturmalıyım, peyniri bol,ekmeği az, iki kaşık bal, domates (gerçi kışın ağzıma sürmüyorum tadı olmuyor diye), salatalık ,2 zeytin,belki bir yumurta yiyip, koyu çayımı demlene demlene içmeden ne evde ne işte benden hayır gelmiyor.İşte şimdi bile başım hafif hafif ağrıyor evde demlenemediğim için.Bazılarınız "ne nanemolla" diye içlerinden geçirse de, n'apayım,benim de günün en keyif aldığım zaman parçası kahvaltı sırası.
        Böreği yerken içimden geçiriyorum; "akşam spor var,keşke şu yağlı böreği alma gafletinde bulunmasaydı eşim, şimdi itiraz etsem "aksilik yapma" diye laf işitcem, en iyisi yiyeyim ve yediğimi unutayım:)" ama ben unutsam da bünyem unutmuyor ve fazlasıyla ödetiyor bunu. Ayrıca spora bu akşam gitme konusunda da kararsızım, yok yanlış anlamayın kaytarıyor falan değilim, neredeyse bir haftadır nezleyim ve hala tam iyileşebilmiş değilim. İnsan hiç spordan çıkınca üstünü değiştirmeden terli terli ve akşamın köründe mont bile giymeden arabaya kadar yürüyüp eve gider mi? Ben aynen öyle yaptım ve bedelini de hala ödüyorum. O yüzden kararsızım tam toparlanamadan devam etsem mi diye.
        Oğluşuma biraz önce ilk yılbaşı hediyesini aldık eşimle. Şu reklamlarda çıkan tutunarak yürünen ve kapatınca da bisiklet olan oyuncak var ya,onu aldık.Ama kullanabilecek mi kararsız kaldım. Biraz daha zamanı var gibi, deneyeceğiz bakalım.Alçin'in de hediyesi hazır,yarın doğum günü.
         Aslında yılbaşı geceleri buruk geçer benim için.Çok mutlu olarak karşıladığım söylenemez,sanki bir evden yeni bir eve taşınırken ya da uzak bir şehirde ziyaret ettiğim bir dostumdan ayrılırken veya çok sevdiğim ve bende hatırası olan minicik bir objeyi kaybettiğimde yaşadığım burukluğa benzer bir his uyandırıyor bende. Saçma,biliyorum, ama elimde değil, bir kapı kapanıyor sanki "gümmm" diye ve arkasında ne olduğunu bilmediğim yeni bir kapı açılıyor meçhule doğru, ben ortada kalakalmışım öylece ne yapacağımı bilmeden, ağır ve temkinli adımlarla bir yaş daha yaşlanmış bir şekilde ilerlemeye başlıyorum istemeye istemeye. 31 Aralık gecesi saat 23:59 hiç geçmesin de hep o yılda kalalım,olmaz mı? Sanki değişen ne olacaksa bir dakika sonra?
            O geceye dair sevdiğim şeylerse; özene bezene hazırlanmış yılbaşı sofrası, süslenip evin bir köşesine yerleştirilmiş sembolik bir çam ağacı, birbirimize vereceğimiz minik hediyelerin heyecanı, tabii ki bozuk paraların ortalarda dolandığı tombala, sıcak şarap, kestane kebap, (keşke yağsa) lapa lapa kar,ertesi günkü tatil, dostlarla muhabbet...
Son söz: Gönül ne kahve ister ne kahvehane, gönül muhabbet ister içmek bahane,muhabbet şahane....


        
         

28 Aralık 2010 Salı

Gücü yeten yetene...

"Yaa anneciğim,ne olur bi rahat ver de ben iki cümle yazayııım..." derken mutfaktan salona (tabii yürüteçle) gidiyordu ki... işte yine geliyoooor ve mmmmm mmmm yani "bilgisayarı istiyorum" nidalarıyla savaşımız tekrar başlıyor. Yok,böyle biraz zor olacak,hergün bişeyler karalayım diye düşünüyordum ama galiba zor olacak bebeğimle bunu başarmam. Belki yatınca... Tabii bende hal kalırsa.
     Bugün "ev günüm",yani salı-perşembe evdeyim,pazartesi,çarşamba,cuma işte (işte ya da evde acil yetişecek bişeyler yoksa tabii).Oğlumla başbaşayız. Sabah babasıyla berbere gitti kerata.Perşembe akşamı kendisi Alçin'in birinci yaşgününe davetli de:) Öyle papaz gibi kafayla gidilmez di mi ama...Bu 6.traşımız olacak 11 ayda. Bugün 11 aylık olduk bu arada. Yaşımıza 1 ay kaldı. Berberden bir geldiler ki, o da ne? İki gözü iki çeşme ağlamış yavrucak. Bu berbere ilk gidişi,daha önce benim bayan kuaförüne gidiyordu da:) Adam bebemin dilinden anlamamış herhalde.Çok güzel traş etmiş ama hiç makbule geçmedi bizim için.Ağlata ağlata saç mı kesilirmiş? Oysa ki benim kuaförüm de erkek olmasına rağmen 3 sefer güle oynaya halletmişti bu işi. Baba ve erkek çocuk sahibi olmasının payının büyük olduğunu düşünüyorum. Tecrübe yani....
Dışarısı çok fena...Yağmurlu ve puslu. Kayra'yı yeni uyuttum. Kahvemi yanıma aldım ve dışarıyı seyrediyorum. Aklıma dün en yakın arkadaşımın anlattıkları ve bir çalışanımızın hafta sonu yaşadıkları geldi birden. İki kadın da eşinden şiddet görüyor. Biri Anadolu'nun küçük bir şehrindeki ilçede, diğeri İstanbul'un göbeğinde yaşıyor. Biri hala evli, diğeri boşanmış ama hala kurtulamamış eski eşinden. Biri ev hanımı, diğeri çalışıyor.İkisi de çocuklu,ikisi de sonuçta çareyi anne-babalarına sığınmakta bulmuşlar. Ne acı,onca emek,onca çaba ve evliliğin geldiği son ve en kötü nokta. Birinin üzerine çocuğunun gözü önünde kurşun yağdırılırken, diğerine bıçak darbeleri iniyor. O çocukların yaşadıklarını,hissettikleri korku ve çaresizlik hissini aklıma getirmek istemesem de yüreğim buruluyor,buruluyor,buruluyor,sıkışıp kalıyor,sanki atmak istemiyor. Acımasızlık, vicdansızlık, haksızlık, gücü yetenin yetmeyene yaptığı eziyet, insanın vahşi ve güdülmemiş duygularına ne olursa olsun hakim olamaması ya da olmak istememesi, ne derseniz deyin aklım almıyor yaşananları. Çaresi ise yok gibi.
Şimdi de akşama yapacağım tarhana çorbası geliyor birden aklıma. Eşim istemişti. Sofrada güle oynaya sıcacık çorbamızı içerken kimbilir nerelerde, hangi çocuklar şahit olacak şu kahrolası şiddete,beyinlerine işleyen derin yarayı kim,nasıl kapatacak ya da kapatabilecek mi? Korkudan açılmış o gözleri görmeye değil,hayal etmeye bile dayanamıyorum.İçim çooook acıyor,artık düşünmek istemiyorum.....

27 Aralık 2010 Pazartesi

     Hayatta ne iş yaparsam yapayım zevk almalıyım. Zevkle yiyebileceğim yemekler yapmalı, bebeğimle zevk alacağımız oyunlar oynamalı,eşimle evimizi zevkimize uygun dekore etmeli,işimi zevk alabileceğim hale getirmeli,oturduğumuz restaurant göz zevkimize ve damak zevkimize hitap etmeli,zevk alarak dinleyeceğim müziklerin cd'leri evimi doldurmalı,modaya değil zevkime göre giyinmeli vesaire vesaire..... Bunu sonsuza kadar uzatabilirim.Ancak, hayat çoğu zaman buna izin vermemek için elinden geleni yapar. Yaptıkça, ben direnirim, gücüm yetmiyorsa da kendimi hayallerimle doyururum.
       Bloğuma neden "ZEVKALADE" adını koyduğumu az da olsa anlatabilmişimdir umarım.Zevkle yazacağım,sizin yapacağınız yorumlarla da bu zevk katlanacak.
      Bir erkek bebek annesi, yedi yıllık evli ve çalışan bir kadın olarak duygularımı ve düşüncelerimi; yaşadıklarımdan yola çıkarak paylaşacağım.
     Bunca koşturmanın arasında hayata bir virgül koymak için yazmak, dinlenmek  için yazmak, dertleşmek için yazmak, "paylaşmak" için yazmak...Sizin de "paylaşım"larınızı dört gözle bekleyeceğim...